MADRİD GEZİLECEK YERLER VE YAŞAM

Madrid gezilecek yerler konusunda oldukça doyurucu bir şehir. Zaten elin şehrinde herşeye yabancı olduğumuz için her yer yeni ve güzel gözüktü gözümüze. Madrid gerçekten çok güzel, bu şehrin geyiği de şu: Abi geçen gün Madrid’e gittim. Ya hiç beğenmedim. Bildiğin Ankara la 😀

Arkadaşlar çok da benzerlikleri yok. Bir geyiği de buradan çürütmenin verdiği mutlulukla seyahatimize başlayabiliriz, kemerlerinizi bağlayın! 😉

Şarkıya play demeyi unutmayın 🙂

 

MADRİD

Madrid ve Plaza Mayor
Madrid ve Plaza Mayor

Arkadaşlar yorgunluk şu, bu anlamam o kadar geldik, gezecez okuyacaz. Gezinizi buraya bakarak şekillendirin demiyorum. Sadece bunlar birer fragman. Okuyarak farklı yerler bulmaya çalışın. Madrid İber yarımadasının orta kesimine doğru yer alan bir şehir. 3 milyon küsur halkı ile güzide ülke İspanya’nın başkenti görevini de üstlenmektedir. Gerçi ben Barça’cıyım ama olsun. Buralar da çok güzel. Ben daha Barselona’ya gitmedim, umarım bir gün olacak. Öncelikle Madrid’e tek gittim, ekipçe gitmedik. Bu nedenle solo takıldım.

Madrid, malumunuz İspanyolca konuşulan bir yer. Bu nedenle aşağıda bazı kelimeler ve de Türkçe karşılıklarını bulacağınız bir liste var. Belki de lazım olur:

  1. Calle = street = sokak
  2. Saray = palace = palacio
  3. Kapı = door = puerta
  4. Güneş = sun = sol
  5. Yemek = meal = comida

Bu kelimeler ile anca bir bebeğin konuşabileceği Türkçe kadar İspanyolca konuşabiliriz gerçi. 😀

MADRİD ULAŞIM REHBERİ

Madrid’e İstanbul Atatürk havalimanı’ndan THY uçağı ile gittim. Keyifli bir uçuşun ardından Madrid Barajas International Airport’a indik. İndikten sonra “aman efendim, hoşgeldiniz efendim” mesajları geldi hemen. Çok severler, hiç bekletmezler mesajları. Her neyse artık Madriddeyim. Burada önce kart sordum. Öğrendik ya hemen ulaşım kartını kullancaz, rahat etcez. Aldık ulaşım kartımızı da. Metro bekliyorum. Ama ne bekleyiş. Adamlar sanırsın yeraltında yaşıyorlar. Böyle bir metro ağı, yeraltı ulaşımı yok arkadaşlar. Süper sistem, karmaşık gibi gözüküyor. Çünkü o kadar çok bölge, istasyon var ki. Aşağıda haritaları bulabilirsiniz. Madrid metro ağı gerçekten oldukça gelişmiş durumda.

Madrid Metro Network
Madrid Metro Ağı

Arkadaşlar harita ile savaşmayın lütfen. Herşey oldukça açıkça belirtilmiş şekilde. Sadece metro numaraları ile yazılar arasında bir gariplik vardı. Sanki ben biraz zorlanmıştıım. O yüzden dikkatli inceleyerek çözeceğinizi biliyorum. Ben pek çok yere gerek yürüyerek gerek metro ile ulaştım. Sadece birkaç yere otobüs ile sorarak gitmek durumunda kaldım. O zaten ayrı bir komedi, dediğim gibi İspanyolca bende agucuk gugucuk kadar olduğundan:D Neyse efendim, metroya bindik. Hedefimiz Puerta del Sol, haritadan baktık, aktarmalarımızı belirledik. Atladık metroya.

Madrid Tourist Metro Map
Madrid Turist Metro Haritası (Görsel kayanğı için tıklayınız)

MADRİD KONAKLAMA

Arkadaşlar bana kızabilirsiniz. Ancak konaklama her gezgin için değişken bir kavramdır. Parametre olarak alamayız, kalıplara sokamayız, illa bu olacak diyemeyiz. Bu sebeple ben sadece kaldığım yeri söyler, tanıtırım. Gerisi sizin takdirlerinize kalmıştır. Madrid konaklama için ben Hotel Arosa Madrid otelini seçtim. Gerçekten muazzam bir oteldi. Kahvaltısı, yeri (del sol meydanının hemen üstü), içerisindeki asansörü filan oldukça güzel ve ilginç bir oteldi.

Öncelikle oteli arkadaşıma ödetmiştim. Yani o karttan ödedi, ben ona nakit ödedim 😀 Sonra oraya gittiğimde adamlar “hacım nereden bilelim biz senin ödeme yaptığını, adam belki ödemesini geri çekecek dedi” pasaport ismi ile ödeyen ismi uyuşmadı ya ordan ayıktılar olaya. 😀 Napcaz dedim, söyle arkadaşına mail atsın dediler. Ben de hemen odaya çıktım. Maili attırdım. Hallettik.

Odaya çıkarken çok ilginç bir asansör kullandık. O kadar ki asansörün içinde şaşırdınız, mutlu olun filan diye yazılar bile vardı. Şimdi bir kare düşünün. Köşeleri birleştir. Bir köşeyi hafif yamuk olacak şekilde birleştir ama. İşte asansörün şekli aynen bu şekilde. Oldukça ilginç yamuk diye tabir edilen geometrik bir yapısı var.

Otel odası, tuvalet ve banyo vb. Çok temiz ve oda çok sessizdi. Bu yüzden oldukça beğendim. Sabah kahvaltıya indiğimde ilk defa gördüğüm, uzaydan gelmiş gibi gözüken bir alet karşıladı beni. Tamam herşeyi bilmiyordum ama herkesin önünde kuyruk yaptığı aleti bilmemem de ayrı bir cahillik örneği midir nedir 😀 neyse biraz daha yaklaştıkça anladım ki insanlar bu makineden bir şey bekliyorlar. Makine nasıl onları büyülediyse artık içinden gelecek tek bişeye bakıyorlar. 😀 tamam tamam söylüyom yaa, ekmek kızartma makinesi arkadaşlar. Adamlar metal kutu koymuşlar. İçinde yürüyen bir bant var. Ekmeği koyuyorsunuz içine. Ekmek bantta ilerliyor. Tabi içinde ısıtıcılar filan var. Gitti, gitti, gözden kayboldu. Sonra fışşşttt diye bir ses. Aha bizim ekmek solaryumdan çıktı 😀 Gayet güzel bir sistem olmuş. Güzel bir otel deneyimiydi.

MADRİD GEZİLECEK YERLER

Arkadaşlar Madrid gezilecek yerler konusunda aklımızda kalanı dilimizin döndüğünce anlatıyoruz. Artık alışmışsınızdır. Yine de tekrar edeyim. Bu yazı “sen şuraya git , sen şurayı gez” gibi bir yazı değil. Anılarımızı çeşitli bilgilerle sizlere aktarmaya çalışıyoruz. Hadi başlayalım, bu sefer bi şeye atlamıyoz. Yürüyerek başlıcaz 😀

PUERTA DEL SOL

Ne demiştik, puerta = kapı, sol = güneş, ee noldu Puerta del Sol Güneş Kapısı :)) Evet arkadaşlar ilk olarak Madrid’in en ünlü meydanlarından biri olan Puerta del sol meydanına gidiyoruz. Burayı neden ilk önce gezdim dersek. Özel bir amacı yok, otelin hemen alt sokağı çünkü 😀 bu meydanın içerisinde “Ayı ve Koca Yemiş Ağacı” heykelini bulabilirsiniz. Gerçekten oldukça popüler ve turistlerin yoğun bulunduğu bir meydan. Bu meydanda Sol metro istasyonu bulunmaktadır. Burada bir taş bulunmaktadır. Yerde duran bu taşın (Km. = taşı) Madrid’in merkezi gibi bir işlevi vardır, yanlış bilmiyorsam.

Bu meydana çıkan bir kaç sokak var arkadaşlar. Kimisinde dükkanlar var. Meydana çıkan bir sokakta ise, ki bu benim otelden çıkıp meydana inerek insanların arasında karıştığım yol olmakta, işe çıkan kadınlar yer almakta. Öyle ki akşam 18-19 gibi belki de daha erken başlayan mesai gecenin geç saatlerine kadar devam etmekte. O sokakta her sokak lambasının altında bir tane görmeniz mümkün, hatta konuşanlar dahi oluyor. Bir diğer gariplik de bunlar olurken polis ekiplerinin de çoğu zaman orada olması ve hiç bir şekilde olaylara müdahil olmadan sadece düzeni tertip etmek amacıyla orada bulunması. Herhangi bir olay yoksa herhâlde müdahale etmiyorlar ya da ben öyle gördüm o anlık.

Arkadaşlar tam bir şamataya düştüm. Gider gitmez. Meğer LGBT günü kutlamaları varmış . Otelden çıkıp biraz önce girdiğim sokağa bir girdim,  oooo bağıranlar, şarkı söyleyenler, döviz taşıyanlar, slogan atanlar, düdük çalanlar, rengarenk gökkuşağı bayraklar, kıyafetler… Bunlar biraz önceki sokakta oluyor. Yani bunlar olurken bir yanda polisler, bir yanda işe çıkan hayat kadınları var. Onların karşısında polisler devriye atıyor. Yani hiçbir şey demeden birini götür oraya bırak, delirir herhâlde. Bunların hepsinin burada ne işi var diye. Ama kimse herhangi bir taşkınlık ya da olay yaratmadığı sürece kimse diğerinin orda olduğunu çok da farketmiyor gibi.

Ayı ve Koca Yemiş Ağacı
Ayı ve Koca Yemiş Ağacı

Neyse bu curcuna bittiğinde yürümeye devam edebildim. Ayı ve Koca yemiş ağacının yanına geldim. Hatıra fotoları çekildi tabi. Sonra çevreme bakındım. Adamlar bir sayaç koymuşlar. Sayaçta basketbol ile ilgili bir bilgi yer almaktaydı. Galiba FIBA Basketbol Dünya Kupası için geri sayım yapıyordu. Ne garip bir alem dedim. Biz işe gidip dönüşü saymaya üşeniriz. Adamların ne garip eğlenceleri var diye düşündüm. Bu arada gittiğim zaman 2014 Dünya Kupası oynanıyordu. Bununla ilgili de güzel bir anım var 😀

Farklı yerlerden buraya metro ile ulaşabilirsiniz. Vodafone Sol durağı buradaki metro durağının adı.

Evet arkadaşlar Puerta Del Sol’u bırakma vakti geldi.

PLAZA MAYOR

Plaza Mayor Duvar
Plaza Mayor Duvar

 

Plaza Mayor
Plaza Mayor

Plaza Mayor da çok ünlü ve oldukça büyük bir meydan. Buraya yanılmıyorsam Puerta del Sol’den yürüyerek gelmiştim. Çevresi tuğlalardan örülme duvarlar ile kaplı bir meydan burası. Duvarlarında çeşitli figürler yer almakta. Buranın en büyük olaylarından biri de yazın sıcağında yukarıdan su püskürten cafe-restorant tarzı bir yere oturmak ve kalamar-ekmek yemek. Evet yaklaşık 3,5 Euro civarındaydı yarım ekmek kalamar. Çok da abartmıyorum ama biraz oturup dilensem orada kalamar-ekmek parası çıkartırdım yani.

Plaza Mayor
Plaza Mayor

III. Felipe zamanında yapılan bir yer Plaza Mayor. Felipe’nin bir de heykeli yer almakta içeride. Çeşitli kutlamalar, mahkemeler vb. olaylara ev sahipliği yapmış bu meydan. Oldukça geniş yani herkes dışarı çıksa Messi, Ronaldo filan gelse bir çift kale maç çevrilir. ;)))

Plaza Mayor Duvar Çizimleri
Plaza Mayor Duvar Çizimleri

Kafelerde otururken lütfen çevreyi, mimari yapıyı göz ucu ile de olsa izleyin. Gerçekten orada olduğunun hakkını verin. Oradan çıktım. Elimde harita yolun kenarında durmuşum farketmeden. Geçen arabalar yavaşlayıp ilerliyorlar. 1, 2, 3 hepsi aynı şeyi yapıyor. Bir de baktım kaldırımın yola yakın kısmında durmuşum. Burada durunca tabi adamlar da beni karşıya geçecek sanıyorlar. Yaya yolu olmasa da yavaşlıyorlar ben yola bakmasam da. Oldukça ilginç bir sistem 🙂

RETIRO PARK

Retiro Park
Retiro Park

Retiro Park; yürüyüş alanları, görülecek yerleri ile gerçekten çok güzel bir alan. İçeride yürümek çok keyifli. Burası Madrid’in ünlü parkalrından biri. Retiro Park; sakin ve huzurlu bir yer. burada çeşitli aktiviteler bulabilirsiniz. İçerisinde bulunan gölde kiralanan sandallar bunlardan biri. Oldukça keyifli ancak önünde kuyruk var. Bu nedenle öncelikle kuyruğu kontrol ederek gezinize başlayınız.

Arkadaşlar burası büyük bir park, yaşam alanı gibi. Buranın bendeki etkisi daha gitmeden başladı. Gitmeden arkadaşlarımın bilgilendirmesi ile öğrendim bu parkı. Hemen google maps’e yazdım. Çıkan haritayı yakınlaştırdığımda ortanın oldukça büyük bir yer olduğunu gördüm. Meğerse orası içeride bulunan bir gölmüş. İnsanlar orada sandal gibi araçlar kiralayarak kürekler ile gezintiye çıkabiliyorlar. Oldukça geniş ve yürünecek yeri bol olan bir park. Görülmesi gerekir mi? Bence evet.

Taşlar ve Retiro Park
Taşlar ve Retiro Park

GRAN VIA

Metropolis
Metropolis

Arkadaşlar GRAN VIA oldukça büyük bir cadde. Üzerinde çeşitli dükkanların yer aldığı bu cadde üzerinde “Edificio Metropolis” binası da yer almaktadır. Burada alışveriş yapılabilir, ben yapmadım, çeşitli ürünler bulabilirsiniz.

Buradan sıkılan Plaza de Espana’da bulunan Don Kişot heykelini ziyaret edebilir. Zira burası da turistler tarafından ziyaret edilen önemli meydanlardan biridir.

Don Kişot
Don Kişot

PRADO MÜZESİ

Madrid tam bir müze kent arkadaşlar. Birçok müze mevcut. Prado Müzesi’de onlardan bir tanesi. Sanat tarihi için vakit ayrılabilecek bir müze. Müze El Paseo del Prado sokağında bulunmaktadır. Gerçekten çok güzel ve büyük bir müzedir. Tercih sebebidir yani. İçeride tablo, çizim, heykeller vb. bulunmaktadır. Daha detaylı bilgi için orijinal sitesine alalım, böyle buyrun.

PLAZA DE TOROS – LAS VENTAS

dın dını – dın dını – dın dını – dın dın

dın dını – dın dını – dın dını – dın dın

TOROSSSS :DDD

Boğa güreşi arenası
Boğa güreşi arenası

Arkadaşlar burası Boğa güreşlerinin yapıldığı büyük bir arena. Çevresi yürüme, oturma yerleri olan bir yer. Bilet için sorduğumda buranın belirli dönemlerde gösterilere açık olduğunu öğrendim bu nedenle netten bir araştırma yaparak gidiniz. Oldukça büyük ve dışardan bakıldığında ihtişamlı bir yapı.

Matador heykeli
Matador heykeli

SANTIAGO BERNABEU STADYUMU

Santiago Bernabeu
Santiago Bernabeu

Santiago Bernabeu; oldukça büyük bir stad. Dışarıdan o heybeti hissetmeniz için yeterince sebep var. Biz çok vakit olmadığından içeriyi gezecek turları keşfedemedik. Ancak çok da R.Madrid taraftarı değilimdir, Barça Barça 😀 Bu sebepten çok da diretmedim. Ancak burada maç izlemek ve ünlü futbolcuları mekanlarında ziyaret etmek isteyen pek çok arkadaşım var. Sanki evlerine kahve içmeye davet ettiler :DD

Turları girişte sorabilir ve ona göre kararınızı verebilirsiniz.

MADRİD KRALİYET SARAYI

Madrid Kraliyet Sarayı
Madrid Kraliyet Sarayı

Arkadaşlar Madrid Kraliyet Sarayını aylak aylak gezerken keşfettim. Yani ünlü bir yer ve ben gitmeden önce araştırmadığımdan gözden kaçırıyordum az kalsın. Siz böyle yapmayın, yazıyoz işte buralardan okuyun. Bizim gibi çok değerli blog yazarları var ve güzel de yazıyorlar. Sadece okuyun ve ön bilgi ile gezin.

Bu sarayın içerisine girmedim. Dedim ya zaten geçerken gördüm :DD Ama dışı ve meydanı gerçekten muazzam derecede büyük ve heybetli bir yapı. Devlet törenlerinde kullanılmaktadır. Tahmin edeceğiniz üzere içeride çok sayıda oda vb. bulunmaktadır.

2014 DÜNYA KUPASI VE MADRİD

2014 Dünya Kupası; Her yer karnaval, her yer curcuna. Kafelerden sokaklara taşan insan seli herkes kilitlenmiş televizyona. Bir yerden gol sesleri bir yerden küfür sesleri 😀 Formasını kapan gelmiş kafeye. Kimi tek, kimi baya taraftar grubuyla oturmuş maçlara bakıyor. Bizim otelde de lobide muhabbeti kurduğum bir görevli vardı. Yani barmen gibi hem içki, içecek servisi, hem kuruyemiş filan. Neyse o günde Almanya ile bir takımın maçı var. Aldım kahvemi geçtim lobiye maçı bekliyorum. Önümde Almanlar var. Ben arkalarında oturuyorum. Derken bir de arka sandalyeme bir adam geldi. Adam “bana bir bira” dedi. Ama siz bunun İngiliz aksanlı halini düşünün. Aha dedim, kadro tamam. Maç sonu = Green Street Hooligans filmindeki sahneler gözümün önünde. Adam tam bir İngiliz ve tam bir futbol delisi. Maç İngiltere – Almanya değil bu arada yanlış anlaşılmasın. Yanlış anlaşılmasın diyorum. Çünkü adam maçı kendi ülkesi oynuyormuşçasına sahiplendi bir anda. İçkiler arka arkaya geldikçe adam da ki aksan gittikçe süslendi.

Lobideki adam bana bakarak acıdı herhâlde. Bakar mısın dedi. Gittim yanına devre olunca. Adam bana bir tabak dolusu çerez ikram etti. Teşekkür ettim ama yine de ısrar etti. EE ben de ısrar etti diye kabul ettim :DDD Adamla biraz sohbet ettik. Sonra 2. Yarı başladı. Bizim İngiliz devre arasından sonra yine geldi. Başladı yorum yapmaya ben de bana mı diyo kime diyo anlamadan bir ara kafa salladım. Sonra başladı benle muhabbete. Adam süper maç yorumluyor, “böyle futbol mu oynanır, bu ne biçim pas filan” adam saf İngiliz aksanı ya. Bazılarını anlamasam da dediğim gibi aksan içki içtikçe anlaşılmaz bir hal aldı. Yani ben anlamıyordum. Dedim bir ara öndeki Almanlar duyacak binecekler tepesine diye. Neyse ki İngiliz maç sonunu beklemeden gitti, oyundan hoşnut olmadığını son birkaç lakırdısıyla belli etti :DD Adamlar resmen futbol aşığı. Ee ülkenin pek çok şehri futbol şehri ve sanayisi futbol endüstrisi olunca adamlar da kafa bu boyuta geliyor demek ki.

MADRİD’DE NE YENİLİR?

Arkadaşlar Madrid’de manav görmüş bir insan olarak zaten aç kalmayacağımı ilk dakikadan anlamıştım. Ancak özel yiyeceklerini de tatmak ayrı bir lezzet tecrübesi tabi. Bunlar arasında Paella ilk sırada. Nedir paella? Paella, deniz ürünleri, pirinç, safran gibi değişik ürünlerin karması, dünya kupası gibi bir yemek. Tabi ki tüm içerik listesini bilemem, adam alkol katıyor mu napıyor, ben nereden bileyim. Buradaki yiyeceklerin içeriklerini SORMADAN YEMEYİNİZ. MESULİYET KABUL ETMİYORUZ. SEYAHAT ÇANTAMIZDA MESULİYET İÇİN YERİMİZ YOK :))

Paella’nın tadını oldukça beğendim. Ben yerken et yoktu içinde. Ancak et olan ürünlerde hangi et olduğunu sorarım ben hep. Zaten ne yediğimizi bilmek en iyisidir.

Gelelim diğer lezzete, kalamar. Kalamar gerçekten çokça var arkadaşlar sağda solda. Yani abarık lezzet farkları var mı derseniz önceden nerede yediğinize göre değişir derim. Ben çok beğendim. Demek ki önceki yerler çok da iyi değilmiş. Kalamarı da yedik hadi yine iyiyiz. Sırada ne var derseniz sizi Tapas’a alalım.

Tapas ekmek vb. üzerine domates, biber, peynir, balık, et vb. koyularak servis edilen bir aperatif türü. Bunun satıldığı adına da Tapas Bar denilen yerler var. İnsanlar yemeği sosyalleşme aracı olarak çok rahat kullanmakta burada. Pek çok dükkan sokağa masa atabilmekte ve insanlar ayak üstü aperatiflerini buralarda birlikte tüketebilmektedir. Çünkü hava burada çok geç kararıyor. Evet saat 22:15 filan hava daha alacakaranlık olunca insan bi deliriyor. O yüzden tahminimce yemekler burada geç yeniyor. Bu kafeleri uzaktan gözlemleyin beğenirseniz karışın aralarına. Ama dikkat edin cepçilere, yankesicilere filan!

Otelden çıkıp da del Sol meydanına inerken bir mağazadan hediyelik alayım dedim. Adamla biraz pazarlık ettim. Ürünleri ödemek için arka cebimden cüzdanı çıkardım. Adam bir şaşırdı. Hiç mi cüzdan görmedin bilader diyemedim çünkü bilader ne demek İspanyolca bilmiyorum. 😀 Noldu demeye fırsat kalmadan adam cüzdanı oraya koymayın dedi. Buralarda kalabalık dolayısı ile cepçiler, yan kesiciler çok olur dedi. Cüzdanı ön cebine koy dedi. Zaten milletçe paranoyak bir durumumuz var bi de bu uyarıyı yiyince cüzdan pasaport hepsi ön cebe doluştular. Robocop gibi gezdim ondan sonra.

MADRİD FLAMENKO GECELERİ

Madrid’e geliyorsak Flamenko gecesi’ne gideriz tabiki de. Güzel bir mekan buldum. Daldım içeriye. Büyükçe ve yüksekte bir sahne var ortada. Kenarında yemek yenen masalar, insanlar oturmuş yemeklerini yiyorlar ve şovu bekliyorlar. Flamenko; Endülüs halk müziği ile yapılan ve çeşitli figürleri ve özel ayakkabıları olan bir dans türüdür. Sözlerini söyleme görevi genelde erkektedir ve acı, ağıt vb. türlü olan sözleri de mevcuttur. Bu sözler ile birlikte erkek ya da bayan dansçılar çeşitli flamenko’ya özgü figürler sergilerler. Bu arada bağırma, el çırpma ve özel ayakkabılar ile ses çıkartma bu dansın kültüründe yer alır. Böyle bir yer gördüğünüzde eğer güzelse, kaçırmamanızı öneririm. Her şeyi yerinde izlemek en güzelidir.

MADRİD ve RAHAT HALKI

Adamlar rahat abi, siesta filan takılıyorlar, ohh mis. Çalış, çalış ver 2 saat mola, kapat dükkanı takıl. Akşam geç çık, sonra akşam yemeği de geç yensin. Ne de olsa ortam harika, insanlar dışarlarda sosyal bir ortam, ee çekiyor tabi.

Ben bunlardan bi tık daha rahat bir amca ile tanıştım. Aradığım bir yer vardı. Bir tane kafeden içeri girmiş bulundum. Şefe sordum “bla bla bla otele nasıl giderim? Adama zaten anlatamadım çünkü İngilizcesi yok. :DD Ben de İspanyolca yok demeyiz zaten o İngilizce bilmiyor olur hep :DD Neyse, onda İngilizce yok :DDD Adam yan masadaki adama döndü. Dönme işte o adama dimi, ben sana sordum. Adamlar Akdeniz insanı abi derdimizi çözecekler, aynı aynı kayınımda var. Sanki Türkiye’deyim. Neyse adam iyi niyetli, maksat işimiz görülsün 😀

Adam kalkar gibi oldu masadan, anca silkelendi kalkamıyor herif. Sonra birden doğruldu. Adam gönyede duramıyor (CMYLMZ) bana yer tarif ettikçe anlıyorum ki onun da diğer adam gibi İngilizcesi yook :D:D

Adam tuttu beni omzumdan. Ben otelin adını filan gösterdim. İyi ki ben tarzanca biliyorum 😀 Adam da anladı otelin yerini. Çıktık dışarı adam kaldırımın kenarına kadar geldi. Omzumu bıraksa yola düşecek. Yürüyemiyor bile, nasıl içkili 😀 Tamam dedim amcaya “got it” anladım ben yerini. Adam tamam git sen dedi. Gider miyim, amca tekrar masaya oturana kadar bekledim. Nolur nolmaz düşer müşer 😀

Sonra işlerimi hallettim çıktım. Bir de ne göreyim Atletico Madrid’in stadının oradan geçiyorum. Biraz da oraları keşfettim. Arda’yı görür müyüm diye bakındım ama yok göremedim. Zaten ben ne zaman bir yere gitsem sanki ünlüler, futbolcular filan şehri terk ediyor. Ne zaman bir acelem var, oturup iki kelam edemicem hep birilerini görüyorum. 😀

MADRİD’E DAİR SON SÖZLER

Arkadaşlar Madrid gerçekten 10 numara 5 yıldız bir yer, hani gidin diye demiyorum. Sonuçta krallık bana komisyon vermiyor siz gidince 😀 Ama ben beğendim, güzel bir şehir. Ancak bazı zamanlar gerçekten bazı şehirleri gezmek için önem arz ediyor. Mesela önüme çıkan kilise vb. yerleri gezemedim. Ben spontane görülen yerleri keşfetmeyi çok severim. Dönerken uçağı bekliyorum. Yeni evlenen bir çiftle tanıştım. Adamlar THY ile İstanbul aktarmalı Maldivlere tatile gidiyorlar. İyi kazanıyorlar galiba 😀 Dedim ki çoğu yeri gezemedim hep bir eğlence, düğün vardı diye. Adam bu aralar düğün mevsimi dedi. Dedim zaten ben de şans olaydı :)) THY nasıl filan dedi, iyi dedim ben gelirken sıkıntı yaşamadım filan dedim. Yemekleri de 10 numara dedim. Uçak kalktı daha kalkışta hava boşluğuna girdik. Uçak altımızdan kaydı, havada asılı kaldık uçağın içinde, tabi kemer tutuyor iyi ki. Baktım adam dönüp hareket çekecek mi diye ama bişi yapmadı. Sonuçta hava olayı ama ben yine de gerildim bi, adam bişi dicek diye:D

Buradan sonra Toledo kasabasına da kısa bir tur yaptım. bir sonraki yazımızda oradan ve muhteşem dış görüntüsünden bahsedicez. Umarım beğenmişsinizdir.

Umarım eğlenerek bir çırpıda okumuşsunuzdur. Yorumlarınız oldukça değerli, lütfen yorum bırakmayı unutmayın. Bizi facebook, instagram ve twitter’dan da takip edebilir. Seyahatlerimize ve günlük hayatımıza ortak olabilirsiniz.

 

Traveliscool team

 

 

Bunları da seversiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir